<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>blog.muhabbetim.com &#187; Kadın</title>
	<atom:link href="http://blog.muhabbetim.com/category/kadin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.muhabbetim.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 23 Aug 2010 16:09:30 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kadınların hayatının ne kadara Alışveriş de geçiyor?</title>
		<link>http://blog.muhabbetim.com/290409/kadinlarin-hayatinin-ne-kadara-alisveris-de-geciyor.html</link>
		<comments>http://blog.muhabbetim.com/290409/kadinlarin-hayatinin-ne-kadara-alisveris-de-geciyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 07:11:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>DewiL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muhabbetim.com/?p=9415</guid>
		<description><![CDATA[						
			<script>function fbs_click() {u=location.href;t=document.title;window.open('http://www.facebook.com/sharer.php?u='+encodeURIComponent(u)+'&t='+encodeURIComponent(t),'sharer','toolbar=0,status=0,width=626,height=436');return false;}</script>
			ABD&#8217;de yapılan bir araştırma kadınların hayatlarının üç yılını alışverişte geçirdiklerini ortaya çıkardı.
Araştırmaya göre, 63 yaşına kadar yaşadığı varsayılan bir kadın, bu zaman içinde 25 bin 184 saat 53 dakikasını alışverişle geçiriyor.
Online market araştırma şirketi OnePoll.com tarafından 2 bin kadın ile alışveriş alışkınlıklarının sorulduğu yüz yüze araştırmada, kadınların ömür boyu gerçekleştirdileri alışveriş amaçlı seyahatların toplamı da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[						
			<script>function fbs_click() {u=location.href;t=document.title;window.open('http://www.facebook.com/sharer.php?u='+encodeURIComponent(u)+'&t='+encodeURIComponent(t),'sharer','toolbar=0,status=0,width=626,height=436');return false;}</script>
			<p>ABD&#8217;de yapılan bir araştırma kadınların hayatlarının üç yılını alışverişte geçirdiklerini ortaya çıkardı.</p>
<p>Araştırmaya göre, 63 yaşına kadar yaşadığı varsayılan bir kadın, bu zaman içinde 25 bin 184 saat 53 dakikasını alışverişle geçiriyor.</p>
<p>Online market araştırma şirketi OnePoll.com tarafından 2 bin kadın ile alışveriş alışkınlıklarının sorulduğu yüz yüze araştırmada, kadınların ömür boyu gerçekleştirdileri alışveriş amaçlı seyahatların toplamı da 301 günü buluyor.</p>
<p>Her kadın yılda ortalama 399 saat 46 dakikasını alışveriş amaçlı seyahatlarda geçiriyor. Kadınlar yılda 95 saatlerini de gıda alışverişinde harcıyor.</p>
<a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://blog.muhabbetim.com/290409/kadinlarin-hayatinin-ne-kadara-alisveris-de-geciyor.html" onclick="return fbs_click()" target="_blank"><img src="http://blog.muhabbetim.com/grafikler/facebook_da_paylas.gif" alt="" /></a>&nbsp;&nbsp;]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muhabbetim.com/290409/kadinlarin-hayatinin-ne-kadara-alisveris-de-geciyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İncili Kadınlar (Polikistik Over Sendromu)</title>
		<link>http://blog.muhabbetim.com/150909/incili-kadinlar-polikistik-over-sendromu.html</link>
		<comments>http://blog.muhabbetim.com/150909/incili-kadinlar-polikistik-over-sendromu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Sep 2009 11:52:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SeGe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[(Polikistik Over Sendromu)]]></category>
		<category><![CDATA[İncili Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[İncili Kadınlar (Polikistik Over Sendromu)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muhabbetim.com/?p=6733</guid>
		<description><![CDATA[						
			<script>function fbs_click() {u=location.href;t=document.title;window.open('http://www.facebook.com/sharer.php?u='+encodeURIComponent(u)+'&t='+encodeURIComponent(t),'sharer','toolbar=0,status=0,width=626,height=436');return false;}</script>
			Sevgili Okurlar, Bundan böyle bu köşede sizlerin karşılaştığı ve bizlere en çok sorduğunuz sorunlarınızla ilgili yazılarda buluşacağız.
Bu haftaki konumuz; “İNCİLİ KADINLAR” (POLİKİSTİK OVER HASTALIĞI)
“NEDEN BAZI KADINLAR ADET KANAMALARININ SAATİNİ BİLE BİLİRKEN BEN YILLARDIR DOKTOR, MUAYENE, TEST VE İLAÇLARLA YAŞAMIMI DEVAM ETTİRİYORUM?”
“AİLEMDEKİ KADINLARIN İÇİNDE HER ZAMAN DİYET YAPMAK ZORUNDA OLUP HALA ŞİŞMAN OLAN NEDEN BENİM?”
“YAKIŞACAĞINI DÜŞÜNSEM [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[						
			<script>function fbs_click() {u=location.href;t=document.title;window.open('http://www.facebook.com/sharer.php?u='+encodeURIComponent(u)+'&t='+encodeURIComponent(t),'sharer','toolbar=0,status=0,width=626,height=436');return false;}</script>
			<p>Sevgili Okurlar, Bundan böyle bu köşede sizlerin karşılaştığı ve bizlere en çok sorduğunuz sorunlarınızla ilgili yazılarda buluşacağız.<br />
Bu haftaki konumuz; “İNCİLİ KADINLAR” (POLİKİSTİK OVER HASTALIĞI)<br />
“NEDEN BAZI KADINLAR ADET KANAMALARININ SAATİNİ BİLE BİLİRKEN BEN YILLARDIR DOKTOR, MUAYENE, TEST VE İLAÇLARLA YAŞAMIMI DEVAM ETTİRİYORUM?”<br />
“AİLEMDEKİ KADINLARIN İÇİNDE HER ZAMAN DİYET YAPMAK ZORUNDA OLUP HALA ŞİŞMAN OLAN NEDEN BENİM?”<br />
“YAKIŞACAĞINI DÜŞÜNSEM SAKAL, BIYIK BIRAKABİLECEK KADAR KILLANMAM VAR VE ARTIK GÜZELLİK MERKEZLERİNDEKİ GEÇEN ZAMANDAN BİTKİNİM!”<br />
“ÇOCUK İSTEYEN ARKADAŞIMLA BENZER KADERLERİ PAYLAŞIR MIYIM? O DA YUMURTLAMA SORUNU DİYE BAŞLAYAN PROBLEMİNİ ARTIK TÜP BEBEK TEDAVİSİ İLE AŞMAYA ÇALIŞIYOR.<br />
ŞİMDİDEN ÖNELEM ALMAM MÜMKÜN MÜ?<br />
Bu sorular uzar gider ama tek tanıda buluşulur; “POLİKİSTİK OVER”.<br />
Bu bir hastalık mıdır, sendrom mudur?<br />
Kafalar karışır, zaten ne fark eder ki?<br />
Tipik bir polikistik overli (PCO) kadını tanımak kolaydır. Yukarıdaki sorulardaki kadınların toplamıdır polikistik over hastası…<br />
Ama yetmez bazen yüzünde sivilceler onu ergenliğinden hiç kopartmaz ya da saçları zayıf, dökülme eğilimindedir. Ya da yemek yeryemez baygınlık hisseder çünkü reaktif hipoglisemisi vardır yani şeker dengesi bozulmuştur belki de ileri de şeker hastası olacaktır.<br />
Peki ya kanser, bu hastalık insanı öldürür mü? Bu hastalığın ultrasondaki görüntüsü “inci” gibi güzel bir taşa benzetilir; “yumurtalıkta çok sayıda inci kolye gibi dizilmiş foliküller” diye tabir edilir.<br />
Demek ki çok korkunç olmasa gerek, yoksa neden bir hastalık tanısında değerli bir taşın adına gönderme yapılsın ki? Aslında yumurtalıklardaki her ovule olan (yumurtlama yapan) folikül inci tanesi kadar kıymetlidir.<br />
Çünkü doğru zamanda spermle buluşup hayalini kurduğunuz bebeğinize sizi kavuşturabilir. Ama PCO’da bu inci taneleri kendi aralarında bir türlü hangisinin yumurtlayacağına karar veremezler, geçimsizliklerine neden olan da çok zaman etraftaki erkeklik hormonlarının (androjen) miktarının dengesizliğidir.<br />
Buna karşılık vücutta bu kez de kadınlık hormonları yükselir ama karşılıksız aşk gibidir östrojenin durumu, doğru zamanda doğru yerde progesteronunu bulamaz. Over (yumurtalık) bu kez üzüntüsünden şeker hastası taklidi yapar, insüline karşı direnç gösterir. Rahim içindeki doku (endometrium) kalınlaşır kalılaşır ama bir türlü kanayamaz, bekler sevdiğini.<br />
Ya progesteron er ya da geç gelir ya da doktor dayanamaz bu ayrılığa… ilaç niyetine kavuşturur sevenleri, dışarıdan müdahale eder ve kanama olur. Bazen de beklemekten yorulan endometrium üç ay da bir kanar, ince hastalığa kapılır gibi bazen de hiç kalınlaşamaz bile. Size doktorunuzun verdiği “progesteron” reçeteleri işte bunun içindir.<br />
Ama çok zaman “doğum kontrol hapları” önerilir bilirsiniz, kullanırsınız. Çünkü östrojen-progesterona aşkı öğrtemek gerekir, etraftaki androjenlere biraz sakinleyin demek gerekir. Bunun için size her derde deva farklı özellikli doğum kontrol hapları verilir. Bazen de insüline haddini bildirmek için şeker (diyabet) hastalarının kullandığı ilaçlardan yardım istenir.<br />
Tüm bunlar yumurtlamayı başaramayan yumurtalıklarda ahengi sağlamak içindir. İncilerin sahibi kadına da diyet yapması, kilo vermesi, yaşam tarzını aktifleştirmesi öğütlenir.<br />
Biraz spor yapsa, kilo verse incileri mi dökülür?<br />
Hayır dökülmez aslında çünkü onlar onun kimlik kartıdır, ameliyatla yerinden sökülüp alınmadıkça o inciler yumurtalıklarda üretken yaşında kadınla beraber kalır. Yani bu hastalıkla birlikte yaşamayı öğrenmek, kendinle barışmak gerekir. Adet görmemeyi dert etmeyen kadınlar da vardır, gün gelipde çocuk istediklerinde neden düzenli adet gören kadınların şansı her ay %15’ler civarındayken kendilerinde bu oranın çok çok azaldığı anlatılır.<br />
Östrojen-progesteron aşkı bir matematik heasptır aslında ve her ay yeniden, yeniden kurulur. PCO’lu kadın da bu matematik hesap çok zordur o yüzden yumurtlama takiplerinden başlayan ve tüp bebek tedavilerine uzanan geniş bir yolda çocuk sahibi olabilmeleri için destekler verilir. Şeker hastası gibi davranan metobolizma kan yağlarını da yükseltir.<br />
Genç yaşlarda bu pek önemsizmiş gibi görünür ama yıllar hızla geçer ve sürekli kan yağları yüksek olan ve androjenleri diğer kadınlardan biraz daha yüksek olan bu kadınlar erkeklerdeki yüksek kalp hastalıkları risklerini taşırlar. Hele de kilo problemiyle de başedemiyorsa riskler birbirini fasit bir dairenin içinde kovalar durur. Bunları önemsemek ve basit önlemlerle hayatı güzelleşitirmek mümkündür. Genç yaşlarda kozmetik sorunlar nedeniyle doktora gitmek daha yaygındır. Sivilceler başa beladır ve tedavi edildikleri sürece iyileşme olur.<br />
Görünen bölgelerdeki tüylere kozmetik dermatoloji çözümler üretir, antiandrojenik ilaçlarla da yeni oluşacak başıbozukluğun önüne geçilmeye çalışır. Ameliyatla bu hastalığın tedavisi için yıllardır süren tartışma hala ateşli bir şekilde bilimsel platformda devam etmektedir. Yumurtalıkların bir kısmının çıkartılması ya da yakılması ile incilerin sayısının azaltılması hedeflenir.<br />
Böylece yumurtalıklar elindeki zenginliğin azalmasından dolayı kendi içindeki geçimsizlikten kurtulup ahenkle kimin ayın şanslı yumurtası olacağına karar verebileceği düşünülür. Ameliyatta hırslı davranılarak incilerin fazla sayıda yok edilmesi kadınların erken yaşta yumurtalık faaliyetlerini yitirmesine neden olacağından (menopoz) doğru planlamayla, gerekli hastalara uygulanılabilir bir yöntem olarak düşünülmelidir.<br />
Aynı düşünce tarzıyla devam edersek PCO hastalarının ergenlikte yaşayamadıkları yumurtlama fonksiyonlarını daha ileri yaşlarda kendiliğinden kazanabilecekleri yönündedir. Yani ömür boyu ilaç kullanmak gerekmemekte hatta kendi yaş grubundaki kadınlara göre bazı hastaların ileri yaşlarda doğurganlık potansiyellerinin daha geç tükendiği söylenebilir.<br />
Kanser?<br />
Bu ürkütücü sorunun karşılığı olarak “Evet, risk vardır!” demek gerekir. Nedeni de östrojenle uzun zaman progesteronu olmadan yaşamak zorunda olan rahimiçi dokunun yıllar içinde değişiklikler yaşamasındandır.<br />
Polipten, endometrial hiperplaziye (kalınlaşma), oradan rahim kanserine kadar olan değişiklikler bu kadınlarda ileri yaşların riskidir. Gençken sivilcelerini, kilo artışnı, adet düzensizliklerini ya da çocuk sahibi olamamayı önemsemeyen ve tedavi görmeyen kadınların ileri yaşlar için riskleri şeker hastalığı, kalp hastalıkları ya da rahim kanseri olabilir.<br />
Bunlar önlenebilir, tedavisi olan durumlar. Bu nedenle vücudunuzun saati size birşeyler anlatmak için normal ritminden çıktığında onu tekrar kurmak için doktorunuza başvurun. Bir sonraki yazıda aynı yerde buluşmak üzere, sağlıcakla kalın&#8230; </p>
<a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://blog.muhabbetim.com/150909/incili-kadinlar-polikistik-over-sendromu.html" onclick="return fbs_click()" target="_blank"><img src="http://blog.muhabbetim.com/grafikler/facebook_da_paylas.gif" alt="" /></a>&nbsp;&nbsp;]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muhabbetim.com/150909/incili-kadinlar-polikistik-over-sendromu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum sonrası kilo vermeye ne zaman başlanmalı?</title>
		<link>http://blog.muhabbetim.com/150909/dogum-sonrasi-kilo-vermeye-ne-zaman-baslanmali.html</link>
		<comments>http://blog.muhabbetim.com/150909/dogum-sonrasi-kilo-vermeye-ne-zaman-baslanmali.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Sep 2009 11:48:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SeGe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum sonrası kilo vermeye ne]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum sonrası kilo vermeye ne zaman başlanmalı?]]></category>
		<category><![CDATA[zaman başlanmalı?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muhabbetim.com/?p=6731</guid>
		<description><![CDATA[						
			<script>function fbs_click() {u=location.href;t=document.title;window.open('http://www.facebook.com/sharer.php?u='+encodeURIComponent(u)+'&t='+encodeURIComponent(t),'sharer','toolbar=0,status=0,width=626,height=436');return false;}</script>
			Doğum sonrası kilo verme hızı ve zamanı gebelik süresince alınan kilo ile ilgilidir.
Gebelik döneminde 9 &#8211; 12 kg alarak normal tamamlamış bir anne, ilk altı ayın sonunda dengeli beslenme ve etkin süt verme sonunda normal kilosuna kavuşabilir.
Gebelik döneminde 18 -30 kg gibi aşırı kilo almış annelerin ise normal kilolarına dönmeleri daha uzun zaman alacaktır.
Normal süreçte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[						
			<script>function fbs_click() {u=location.href;t=document.title;window.open('http://www.facebook.com/sharer.php?u='+encodeURIComponent(u)+'&t='+encodeURIComponent(t),'sharer','toolbar=0,status=0,width=626,height=436');return false;}</script>
			<p>Doğum sonrası kilo verme hızı ve zamanı gebelik süresince alınan kilo ile ilgilidir.<br />
Gebelik döneminde 9 &#8211; 12 kg alarak normal tamamlamış bir anne, ilk altı ayın sonunda dengeli beslenme ve etkin süt verme sonunda normal kilosuna kavuşabilir.<br />
Gebelik döneminde 18 -30 kg gibi aşırı kilo almış annelerin ise normal kilolarına dönmeleri daha uzun zaman alacaktır.<br />
Normal süreçte emzirme dönemiyle birlikte anne kilo kaybetmeye başlar. Sütün veriminin artması için aşırı yağlı ve şekerli yiyen, yanlış beslenen anneler ise tam tersi süt verirken kilo alabiliyor, hatta doğum sonrası kilolarının üzerine çıkan anneler dahi oluyor.<br />
Emzirme döneminde anne her gün yaklaşık 6 &#8211; 7 çay bardağı yani 700 ml süt salgılar. Bunun için harcanan kalori ise her gün 500 &#8211; 700 kalori civarındadır. Bu kalori kaybı bir saat orta seviyede egzersize eşdeğerdir. Bu sebeple emzirirken dengeli beslenen ve yeterli sıvı alan anne, eğer doğumu normal kilo kazanımıyla bitirdiyse altı ay sonunda doğumda aldığı ve süt üretmek üzere depoladığı fazla kilolardan kurtuluyor.<br />
Düşük kalorili diyet sakıncalı<br />
Hızlı kilo kaybı için yapılan düşük kalorili diyetler annenin süt verimini olumsuz yönde etkiler. Özellikle karbonhidrat ve proteinden fakir beslenme annenin sütünü azaltır. Protein ve kalsiyum açısından zengin süt &#8211; yoğurt &#8211; peynir &#8211; yumurta anne için çok önemlidir. Ayrıca her gün mutlaka et, tavuk veya balıktan birisi tüketilmelidir.<br />
İlk dört ayda aylık yarım &#8211; bir kg zayıflama normaldir, ancak anne çok şişmansa ayda 2 kg kayıp da gözlenebilir. Ancak ayda 2 kg üzerinde zayıflamak, emziren anne için sakıncalıdır. Hekim izni olduktan sonra hafif yürüyüşler ve egzersizler kilo vermeyi çabuklaştırır.<br />
Anne sütü<br />
Emzirme ne kadar uzun sürerse bebek ve anne için faydaları da o derece artıyor. Dünya Sağlık Örgütü ve Amerikan Pediatri Akedemisi, emzirmeyi mümkün olduğunca uzun tutmayı ve en az bir yıl süreyle devam etmeyi öneriyor.<br />
Emzirmek son derecede sağlıklı ve doğal bir yöntemdir. Doğum şekli normal veya sezaryen; ne olursa olsun, mümkün olduğunca doğumdan hemen sonra emzirmeye başlanmalıdır. Emzirme süreci bebeğe olduğu kadar anneye de faydalıdır.<br />
* Emzirme sürecinde bebekle duygusal ve fiziksel bağ devam eder.<br />
* Süt üretimi için kalori harcanır ve bu enerji harcaması annenin kilo vermesine yardımcı olur.<br />
* Emziren annelerin yumurtalık ve meme kanseri riskinin daha düşük olduğu bilinmektedir.<br />
EMZİRME DÖNEMİNDE AKLINIZDA BULUNSUN!<br />
* Vücudunuz 1 ml süt salınımı için yaklaşık 7 kalori harcar.<br />
* Protein yeterli miktarda alınmalıdır. Özellikle balık haftada en az iki kez tüketilmelidir.<br />
* B12 vitamini süt verimliliği için önemlidir. En iyi kaynağı ise yağsız kırmızı et ve yumurtadır.<br />
* Kalsiyumun yeterli alınması, annenin kemik sağlığı için önemlidir. Kadınlardaki osteoporoz (kemik erimesi) riski unutulmamalıdır.<br />
* Folik asit gebelik döneminde olduğu kadar, emzirme döneminde de önemlidir. Yeşil yapraklı sebzeleri bol yemek gerekir.<br />
* B vitamini tüketimi de yeterli olmalıdır. Bunun için tam buğday, bulgur ve kuru baklagiller tercih edilebilir.<br />
* Magnezyum ve çinko her kadın için yaşamın her döneminde önemlidir. En iyi kaynaklarından biri ise fındık‘tır.<br />
* Kompostolar şekersiz hazırlanabilir. Bunun için meyvelerin doğal şekeri yeterlidir.<br />
* Demir eksikliğiniz varsa, meyve sularına pekmez veya kuru üzüm ekleyebilirsiniz.<br />
* Tatlı yemek isterseniz, gaz yapmayacak şekilde sütlü tatlıları tercih edebilirsiniz.<br />
* Süt protein, karbonhidrat ve kalsiyum açısından ideal dengeye sahiptir ve emzirme döneminde süt tüketmeye özen göstermeniz gerekir. Gaz yaparsa, laktozsuz sütleri tercih edebilirsiniz.<br />
Anne sütü bebek için sindirilmesi en kolay olan besindir<br />
Anne sütü çocuk için en ideal yapıya sahiptir. Bebeğinizi bazı hastalıklar ve enfeksiyonlardan korumaya yardımcıdır. İçerdiği koruyucu maddeler, anne sütünün içeriği bebeğin değişen ihtiyaçlarına göre değişim gösterir. Bebek prematüre doğmuşsa prematüre bebeğin ihtiyaçlarına göre farklılık gösterir. Bebek için sindirilmesi en kolay olan besindir. Bu nedenle bebekler daha sık beslenmek ister ve daha iyi kilo alırlar.<br />
Anne sütü, bebeğin ruhsal gelişimi için de faydalıdır. Hazırlama zahmeti yoktur ve istediğiniz her zaman mevcut, kullanıma hazır, temiz ve uygun sıcaklıktadır. Maliyeti yoktur. Çevre kirliliğine yol açmaz. Emzirilen bebekte karın ağrısı, gaz sancısı ve kabızlık daha az sıklıkta görülür. Temas sürekliliği</p>
<a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://blog.muhabbetim.com/150909/dogum-sonrasi-kilo-vermeye-ne-zaman-baslanmali.html" onclick="return fbs_click()" target="_blank"><img src="http://blog.muhabbetim.com/grafikler/facebook_da_paylas.gif" alt="" /></a>&nbsp;&nbsp;]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muhabbetim.com/150909/dogum-sonrasi-kilo-vermeye-ne-zaman-baslanmali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnce görünmek hiç de zor değil</title>
		<link>http://blog.muhabbetim.com/130909/ince-gorunmek-hic-de-zor-degil.html</link>
		<comments>http://blog.muhabbetim.com/130909/ince-gorunmek-hic-de-zor-degil.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2009 13:48:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SeGe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[İnce görünmek hiç de zor değil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muhabbetim.com/?p=6682</guid>
		<description><![CDATA[						
			<script>function fbs_click() {u=location.href;t=document.title;window.open('http://www.facebook.com/sharer.php?u='+encodeURIComponent(u)+'&t='+encodeURIComponent(t),'sharer','toolbar=0,status=0,width=626,height=436');return false;}</script>
			Giydiğimiz çevremizden iltifat almak, her zaman biz kadınların arzusu olmuştur. İnce yapılı veya kilolu olmamız fark etmez, hepimiz daima şık olmak ve beğenilmek isteriz. Sizi olduğunuzdan daha geniş gösteren giyim hatalarını bilirseniz, hem daha şık olabilir hem de daha ince görünebilirsiniz.
Zayıf ya da şişman, her koşulda zarif ve narin gösterecek şekilde giyinmenin inceliklerine ne kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[						
			<script>function fbs_click() {u=location.href;t=document.title;window.open('http://www.facebook.com/sharer.php?u='+encodeURIComponent(u)+'&t='+encodeURIComponent(t),'sharer','toolbar=0,status=0,width=626,height=436');return false;}</script>
			<p>Giydiğimiz çevremizden iltifat almak, her zaman biz kadınların arzusu olmuştur. İnce yapılı veya kilolu olmamız fark etmez, hepimiz daima şık olmak ve beğenilmek isteriz. Sizi olduğunuzdan daha geniş gösteren giyim hatalarını bilirseniz, hem daha şık olabilir hem de daha ince görünebilirsiniz.<br />
Zayıf ya da şişman, her koşulda zarif ve narin gösterecek şekilde giyinmenin inceliklerine ne kadar dikkat ediyoruz? İşte zarif ve şık olmanın kuralları…</p>
<p>İnce görünmek istiyorsanız bunlardan uzak durun<br />
Öncelikle mutlaka kaçınmanız gereken şeylere göz atalım. Mesela sert görünümlü, dik duran ve dökümlü olmayan kumaşlardan, aşırı dar ve vücuda oturan üstlerden, mini eteklerden, çok geniş ve bedene hakim olan yakalardan, çok büzgülü bluzlardan, iri desenler ve enine geniş çizgilerden kesinlikle uzak durulmalı.<br />
Türk kadınlarında çok yaygın bir vücut şekline, yani ince üste ve geniş kalçaya sahip olan kadınlar, özellikle dar bodylerden kaçınmalı. Dar bodyler, kalça ve beden arasındaki farkın daha çok görünmesine neden olur.<br />
Pantolonda ise aşırı dar ve aşırı bol modeller ve belirgin kesimler giymemelidir. Dar modeller tüm hatları ortaya çıkarırken, bol modeller ise kişiyi olduğundan iri gösterir. Beyaz gibi çok açık renkler de tek başına tercih edilmemelidir.</p>
<p>İnce görünmek için bunları giyin<br />
Mutlaka giyilmesi gerekenler listesinde ise bluz, elbise ve eteklerde dökümlü ve ince, pantolonda ise likralı kumaşlar başı çekiyor. Etnik ve Uzakdoğu desenleri kıyafetler dolabınızın bir köşesinde mutlaka bulunmalı.<br />
Göğüs dekoltesini daha dar, bedeni daha uzun gösteren degaje ve “V” yakaları rahatlıkla kullanabilirsiniz. Giyilecek bluzun boyu, baseni kapatırsa eteğin modeli belirginleşir ve genel görünüm daha hoş olur.<br />
Cekette ise her boyu tercih edebilirsiniz, fakat ceketle birlikte kullanacağınız eteğin boyu veya pantolonun kesimi önem taşır. Uzun bir ceket diz altı bir etekle, kısa ceket ise, düz kesim bir pantolon veya dizden yırtmaçlı asimetrik eteklerle güzel kombinasyonlar oluşturur.<br />
Bluz, ceket gibi üst grupta açık renkleri, alt gruplarda ise koyu tonları kullanarak hoş bir ikili yaratabilirsiniz. Daha uzun görünümlü bacaklar için de, diz altında etekler giymelisiniz. Uzun etek bacak boyunuzu daha uzun, bedeni ise daha kısa göstererek estetik bir orantı sağlar.</p>
<a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://blog.muhabbetim.com/130909/ince-gorunmek-hic-de-zor-degil.html" onclick="return fbs_click()" target="_blank"><img src="http://blog.muhabbetim.com/grafikler/facebook_da_paylas.gif" alt="" /></a>&nbsp;&nbsp;]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muhabbetim.com/130909/ince-gorunmek-hic-de-zor-degil.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkek Ruhunun Dayanılmaz Naifliği</title>
		<link>http://blog.muhabbetim.com/270809/erkek-ruhunun-dayanilmaz-naifligi.html</link>
		<comments>http://blog.muhabbetim.com/270809/erkek-ruhunun-dayanilmaz-naifligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2009 07:23:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SeGe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek Ruhunun Dayanılmaz Naifliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muhabbetim.com/?p=5907</guid>
		<description><![CDATA[Eddi Anter, son romanı İkilem ile Türk edebiyatında yapılmamışı deniyor ve aldatılan bir erkeğin hikâyesinden yola çıkarak, erkek ruhunu ve cinselliğini tüm çıplaklığıyla anlatıyor 


Bazı kitaplar vardır kaderlerini kendileri yazan ve sırf kulaktan kulağa yayılarak hiç beklenmedik başarılara ulaşan. Bu kitaplar bazen öyle bir şöhrete ulaşır ki yazarlarının bile önüne geçer, yazarının adını anımsayamasanız da o kitabı ve etrafındaki ona has aurayı mutlaka anımsarsınız. Asıl yazarlık başarısı da bu değil midir zaten? Edebiyatımızda bugüne dek kadın cinselliği, aldatılan kadın ya da ilişkilerde kadın psikolojisi üzerine çok sayıda roman yazıldı ancak erkek psikolojisini ele alan kitaplar bir elin parmağını geçmezken, erkek cinselliğine dair bir kitapsa hiç yazılmadı. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki edebiyatta erkeğin adı yok! İşte seçtiği cesur konular gibi cesur bir dile de sahip olan Eddi Anter, son romanı İkilem ve bir önceki romanı olan Kumbara'da tam da bu denenmemişi yapıyor ve bizi erkek ruhunun derinliklerinde gezdiriyor. Bu kez karşımızda erkekleri anlayan bir yazar var]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[						
			<script>function fbs_click() {u=location.href;t=document.title;window.open('http://www.facebook.com/sharer.php?u='+encodeURIComponent(u)+'&t='+encodeURIComponent(t),'sharer','toolbar=0,status=0,width=626,height=436');return false;}</script>
			<p><span style="color: #ff0000;"><strong>ERKEKLER DE ALDATILIR </strong></span></p>
<p>16 yaşındaki bir gencin cinsel hezeyanlarını, ilk aşklarını ve bir türlü &#8216;milli&#8217; olamamasını tüm açıklığıyla ve öylesine büyük bir akıcılıkla anlattığı Kumbara&#8217;nın ardından, Anter&#8217;in &#8211; şimdilik- son romanı olan İkilem de yine bir başka cesur konuya parmak basıyor. Bu kez de karısı tarafından aldatılan bir erkeğin yaşadıklarını ve onun inanılmaz psikolojik gel-gitlerini anlatıyor. Aslında anlatılan yalnızca bu değil. İki bölüme ayrılan kitabın ilk bölümünde aldatılan genç bir erkeğin heyecan dolu hikâyesi, ikinci bölümde ise 50&#8242;lerine varmış bir diğer erkeğin olgunlukla yaşadıklarını değerlendirmesini ve ön yargıların aslında ne denli yanlış olabileceğini okuyoruz. Farklı yaşlardaki iki erkeğin yaşadıklarını okudukça erkeklerin ruhunu da her yönden gözlemlemiş oluyoruz.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>YAZARLIK RÜYASI </strong></span></p>
<p>1961 doğumlu yazar, üniversite eğitimini yurtdışında tamamladıktan sonra içindeki büyük yazı aşkına rağmen ailesinin isteğiyle iş hayatına atılmak zorunda kalmış. Amerika&#8217;da uzun yıllar çalışıp, Türkiye&#8217;ye döndükten sonra da tekstil işine atılmış. 17 sene tekstille uğraştıktan ve 40&#8242;lı yaşlara geldikten sonra ise hayatla bir hesaplaşmaya girişmiş; içindeki yazma isteğine daha fazla karşı koyamayıp, her şeyi bırakarak kendisini tamamen yazmaya adamış. Önce bir yazarlık kursuna giden Anter, ilk romanını bitirene kadar da boş durmamış. Beyoğlu ve Şalom gazetelerinde deneme yazıları yayımlanmış. Bir öyküsü Gila Kohen Yarışması&#8217;na katılmış ve üç ay sonra da İmge Öyküler&#8217;de yayımlanmış. &#8220;Etrafımdaki en renkli karakter annemdi. O nedenle onu anlatmak istedim,&#8221; diyen Anter&#8217;in ilk romanı olan Lily ile en büyük düşü gerçekleşmiş, üstelik kendisinin bile beklemediği bir başarıya ulaşmış. Anter, &#8220;Her şey inanmakla ilgili,&#8221; dese de bu arada kendisinin üçüncü romanını yazdığına bir türlü inanamıyor ve &#8220;Ben kendimi hâlâ bir yazar olarak görmüyorum, yalnızca yazıyorum,&#8221; diyor. Türkiye&#8217;de Yahudi olmak, ergenlikteki erkek cinselliği ve aldatılan erkeğin psikolojisi gibi Türk edebiyatında pek anlatılmayan cesur konuları son derece şeffaf bir üslupla anlatan yazar, öykülerini yazarken dönemin popüler mekânları ve giyim kuşam markaları gibi life-style konularına da arka planda yer vererek, hikâyelerini cazip bir şekilde daha da yaşanır kılıyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong></p>
<p>AKILLI VE CESUR KADINLAR İÇİN YAZIYORUM</p>
<p></strong></span>- Siz kimin için yazıyorsunuz?<br />
- Ben akıllı ve cesur kadınlar için yazıyorum. Cesur kadın çekinmeden bu dünyaya girer ve akıllı kadın da &#8220;Ne var orada?&#8221; diye merak eder.</p>
<p>- Sizce erkekler bugüne dek edebiyatımızda neden anlatılmamış?<br />
- Onu biraz da erkek yazarlara sormak lazım. Ama insani yanlarımızı göstermenin ne zararı var? İnsan benzer durumlarda hemcinslerinin neler hissettiğini, neler yaptığını merak ediyor. Bu kitapları okuyan erkeklerin kendilerinden bir şey bulmamalarına imkân yok.</p>
<p>- Erkekler neden âşık olduklarında darmaduman oluyor? Biz onları güçlü bilirdik ama çok naifler.<br />
- Zaten erkeğin zayıflığı onun kuvveti. Âşık olduğunda ise bu gücünü kaybediyor. Karşılıksız aşk ya da terk edilmek gibi durumlara bir erkek asla hazır olamıyor. Bu bir sefer başına geldikten sonra da hayatta hep gardını alarak dolaşıyor.</p>
<p>- Ama sanki erkekler aldatmaya daha kolay yaklaşmıyor mu?<br />
- Erkek aldattığı zaman aslında kendini aldatıyor. Bazısı da özellikle yakalanmak için yapıyor. &#8220;Keşke karım beni yakalasa da aklı başına gelse, evliliğimi kurtarayım,&#8221; diyor. Ama sonuç olarak aldatan kişi yüzde 100 kendini aldatıyor. Kadınların neden aldattığına gelince&#8230; Kadında daha çok ne istediğini bilmeme, daha çok arayış, seçenek ve deneyim peşinde gitme var, diye düşünüyorum.</p>
<p>- İlişkiler üstüne yazan bir yazar olarak sizin nasıl bir evliliğiniz var?<br />
- Eşimle 18 yıldır evliyiz ve hâlâ yeni kapılar açıp, birbirimizde yeni şeyler keşfediyoruz. Devamlı seminerler ve terapilere gidiyoruz çift olarak. İlişkimiz üstünde hâlâ emek harcıyoruz. Üç çocuğumuzla birlikte, çok mutlu bir evliliğim var.<!-- / message --><!-- / Post extension --><!-- sig --><img class="aligncenter size-full wp-image-5906" title="8de9e6c3-ee95-45fa-a83a-a6279650643b" src="http://blog.muhabbetim.com/wp-content/uploads/8de9e6c3-ee95-45fa-a83a-a6279650643b.jpg" alt="8de9e6c3-ee95-45fa-a83a-a6279650643b" width="200" height="145" /></p>
<a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://blog.muhabbetim.com/270809/erkek-ruhunun-dayanilmaz-naifligi.html" onclick="return fbs_click()" target="_blank"><img src="http://blog.muhabbetim.com/grafikler/facebook_da_paylas.gif" alt="" /></a>&nbsp;&nbsp;]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muhabbetim.com/270809/erkek-ruhunun-dayanilmaz-naifligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zayıflatan ruj</title>
		<link>http://blog.muhabbetim.com/270809/zayiflatan-ruj.html</link>
		<comments>http://blog.muhabbetim.com/270809/zayiflatan-ruj.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2009 06:24:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SeGe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Zayıflatan ruj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muhabbetim.com/?p=5902</guid>
		<description><![CDATA[						
			<script>function fbs_click() {u=location.href;t=document.title;window.open('http://www.facebook.com/sharer.php?u='+encodeURIComponent(u)+'&t='+encodeURIComponent(t),'sharer','toolbar=0,status=0,width=626,height=436');return false;}</script>
			 
Fuze adlı iştah kesen enerji içeceği ve popüler kozmetik markası Too Faced bir araya gelip, dudağa sürüldüğünde vücudu incelten parlatıcı ruj ürettiler.
Sürüldüğünde iştah kesme özelliği olduğu iddia edilen parlatıcı rujun sloganı “Asla kalçalara değil, her zaman dudaklara.”
Kadınların takıntılı olduğu konu ile kullanmaktan hoşlandığı şeyi çok iyi yakalamış bu iş birliği. İki özelliği ortak kümede birleştiren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[						
			<script>function fbs_click() {u=location.href;t=document.title;window.open('http://www.facebook.com/sharer.php?u='+encodeURIComponent(u)+'&t='+encodeURIComponent(t),'sharer','toolbar=0,status=0,width=626,height=436');return false;}</script>
			<p> </p>
<p>Fuze adlı iştah kesen enerji içeceği ve popüler kozmetik markası Too Faced bir araya gelip, dudağa sürüldüğünde vücudu incelten parlatıcı ruj ürettiler.</p>
<p>Sürüldüğünde iştah kesme özelliği olduğu iddia edilen parlatıcı rujun sloganı “Asla kalçalara değil, her zaman dudaklara.”</p>
<p>Kadınların takıntılı olduğu konu ile kullanmaktan hoşlandığı şeyi çok iyi yakalamış bu iş birliği. İki özelliği ortak kümede birleştiren iki şirket yeni bir kozmetik trendine öncülük ediyor olabilir. Şayet dudak şişirme özelliği olan parlatıcıların da ilk yaratıcılarındandı Too Faced firması.</p>
<p>Firmanın üretiminin ardından şişirici piyasası patlamıştı. Niyeti bir taşla iki kuş vurmak isteyenlere iştah kestiği için incelme vaadiyle dudak parlatan bu ürün üç farklı aromada piyasaya çıkmış durumda. İncelmenin ve güzelleşmenin yanı sıra bu ürünle pazarlamanın da mucize dünyasına adım atılmış olunuyor</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-5901" title="ruj1" src="http://blog.muhabbetim.com/wp-content/uploads/ruj1.jpg" alt="ruj1" width="421" height="281" /></p>
<a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://blog.muhabbetim.com/270809/zayiflatan-ruj.html" onclick="return fbs_click()" target="_blank"><img src="http://blog.muhabbetim.com/grafikler/facebook_da_paylas.gif" alt="" /></a>&nbsp;&nbsp;]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muhabbetim.com/270809/zayiflatan-ruj.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ya Ev ve Eş Ya da Margarita!</title>
		<link>http://blog.muhabbetim.com/250809/ya-ev-ve-es-ya-da-margarita.html</link>
		<comments>http://blog.muhabbetim.com/250809/ya-ev-ve-es-ya-da-margarita.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2009 09:17:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SeGe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Ya Ev ve Eş Ya da Margarita!]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muhabbetim.com/?p=5829</guid>
		<description><![CDATA[İyi bir hayatın göstergesi nedir? Son zamanlarda, seçim sonucu araştırması yapar gibi bunu soruşturdum. Fazla film seyretmekten mi, gerçek hayattan kopmak için mi bilmem, sonuçlar ikiye ayrıldı.
Öncelikle çıkan her iki sonuç da çoğunluğun yaşam standardına çok uzak. Bu ne demek? Kimse yaşadığı hayattan memnun değil demek. Peki, değiştirmek için ne yapıyoruz? Hiçbir şey! 
Bu muhabbeti yaptığım kadınların yaşları 20 ile 50 arasında değişiyor. Aslında çok farklı cevaplar çıkmalıydı diye düşünüyorum. Öyle ya, 50 yaşında tecrübe sahibi, evrenin işleyişini çözmüş, yıllanmış şarap tadında bir hanım ile daha her şeye yeni başlayan, dünyanın en az yarısının pembe olduğunu düşünen bir genç kızımızın verecekleri cevaplar arasında ciddi farklar olmalıydı. Yanılmışım demek ki! İyi bir yaşamın göstergesi şu iki şartta toplandı. Ya bir köpeğiniz ve kocanız olacak, ya margaritanız. Elbette, konuyu ben böyle simgeleştirdim. Herkes margarita demedi. Ama düşünülen mükemmel hayat tarzı onunla bütünleşti. 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[						
			<script>function fbs_click() {u=location.href;t=document.title;window.open('http://www.facebook.com/sharer.php?u='+encodeURIComponent(u)+'&t='+encodeURIComponent(t),'sharer','toolbar=0,status=0,width=626,height=436');return false;}</script>
			<p><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #483d8b;"><em><strong>Birinci bölümü, yani bir köpek ve koca ile simgeleştirdiğim kısmı seçenlerin istedikleri ve iyi bir yaşam buna denir dedikleri düzende, ülkemiz şartlarını zorlayacak maddeler var. Öncelikle bu bölümde yer almak için, düzgün, sadık, iyi bir baba ve iyi bir koca olabilecek, kazancı da ortalamanın üstünde olan bir adama ihtiyaç var. Sonra bahçe içinde iki katlı ev, garajı olan, güzel bir semtte, iyi komşularla yaşanılan bir ev. Her akşam koşarak evine, ailesinin yanına gelecek adam. Pazar günleri bahçede mangal partileri, birlikte gidilen geziler, akşamları sohbetle yenen yemekler, büyük mutfakta çiftin beraber pişirdiği spagetti, adamın üstüne “ısır beni” yazan bir mutfak önlüğü ve illa beraber toplanan masa, yıkanan bulaşıklar. Akşam 21.00 olduğunda uslu uslu yatan çocuklar –böyle rahat olunca en az 2 tane çocuk, tabii bir kız, bir erkek- şömine başında şarap içip sohbet eden karı-koca, tutkulu sevişmeler ve unutmuşum yazmayı, bir de arka bahçede havuz. Koltuğun üstünde yatan koca köpeğimizi de resmin içine yerleştirdiğimizde her şey tamam. İşte, bu tablo birinci kısmı seçenlerin hayali, onlara göre iyi bir hayat böyle olur. </strong></em></span></span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #483d8b;"><em><strong>İkinci kısımda ise, hayat yarışını açık ara önde götürmek isteyen, çalışma hırsı ile donanmış, bekar ve özgür kadınlar var. Onlar büyük şirketlerin üst düzeyinde yönetici olmak istiyorlar. Siyah naylon çorap, topuklu ayakkabı, diz üstü etek ama mutlaka ceket! Markaların pahalı kıyafetlerinden seçilmiş, ciddi paralar ödenmiş ayakkabı ve çantalar. Bir gökdelenin bilmem kaçıncı katında, en çok iki odalı, modern döşenmiş bir ev, açık mutfak, hafta sonu hariç yalnız uyunan yatak odası, dışardan yemek, iyi anlaşan birkaç kız arkadaşlar ile akşamları bara gitmek, hafta içi yemek ama salata olmak kaydıyla! Bu arada çok uzun süreli olmayan aşklar ya da kendilerinin seçtiği adamlarla sürecek ilişkiler. Bu hayatı en güzel sembolize edecek şey ise, margarita! </strong></em></span></span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #483d8b;"><em><strong>Konuştuğum kadınlar cümle cümle aynısını söylemediler elbette, ancak buluştukları ortak nokta bu hayatlardı. Biz çok fazla Amerikan aile filmi seyrediyor olabilir miyiz? Buna benzer hayat yaşayan insanlar ülkemizde yok mu? Var, ama kaç kişi? Doğal olarak, bu hikayelerin içinde yaşanabilecekler bize biraz uzak. </strong></em></span></span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #483d8b;"><em><strong>Ben yüzsüzlük edip, ikisinin ortası bir düzen tercih ediyorum. Hayal kurmak parayla değil ya? Ortaya bir buçuk karışık alacağım mümkünse! Peki, siz hangisini mükemmel hayata daha yakın buluyorsunuz? Bir köpek ve iyi kocayla döşenmiş bahçeli evi mi, yoksa margaritayı mı?</p>
<p></strong></em></span></span></span></p>
<a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://blog.muhabbetim.com/250809/ya-ev-ve-es-ya-da-margarita.html" onclick="return fbs_click()" target="_blank"><img src="http://blog.muhabbetim.com/grafikler/facebook_da_paylas.gif" alt="" /></a>&nbsp;&nbsp;]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muhabbetim.com/250809/ya-ev-ve-es-ya-da-margarita.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇiLLer NasıL Yok EdiLir?</title>
		<link>http://blog.muhabbetim.com/250809/ciller-nasil-yok-edilir.html</link>
		<comments>http://blog.muhabbetim.com/250809/ciller-nasil-yok-edilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2009 08:58:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SeGe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda cilt bakımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muhabbetim.com/?p=5818</guid>
		<description><![CDATA[Çiller (a.k.a. ephelides), daha çok açık tenli ve kızıl saçlı, mavi, yeşil ya da ela göz renkleri olan kimselerde görülen küçük kahverengi lekelerdir. 
Hayatın erken aşamalarında ortaya çıkarlar ve yazın çoğalıp kışın hafiflerler. 40-45 yaşlarından sonra genellikle kaybolurlar.
Güneşe maruz kalmış bölgelerde oluşurlar: yüz, eller, göğüs ve sırt gibi. Bu kahverengi lekeler cilt tarafından üretilen bir pigment olan melaninin birikmesinden kaynaklanır. Vücutta var olan melaninin miktarı bireylerin cilt renklerinin tonunu belirler. Güneşe maruz kalındığında cilt UV ışınlarından gelebilecek zararı azaltabilmek için, reaksiyon olarak, daha fazla melanin üretir. Bu da melanin birikimine, dolayısıyla çil oluşumuna neden olur. Cildinizde renk farklılıklarının oluşmasını istemiyorsanız alınabilecek en etkili önlem güneşten korunmaktır. Böylece vücudunuzun kendini korumak için cilde "melanin üret" komutunu vermesine gerek kalmaz.

Çiller, yaş lekeleri (lentigines) ile benzerlik gösterebilir. Ancak yaş lekeleri hayatın ileri safhalarında ortaya çıkar ve her tür ciltte
oluşabilir. 

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[						
			<script>function fbs_click() {u=location.href;t=document.title;window.open('http://www.facebook.com/sharer.php?u='+encodeURIComponent(u)+'&t='+encodeURIComponent(t),'sharer','toolbar=0,status=0,width=626,height=436');return false;}</script>
			<p>Melanin cildin üst tabakalarında oluştuğundan cilt renginizi açmak için peeling yapmayı düşünebilirsiniz. Bunu yaparken kullanılabilecek<br />
farklı ürünler bulunmaktadır:<br />
- Hydroquinone: popüler bir tedavi olmasına rağmen cildi tahriş edebilir.<br />
- Kojic acid: 1989 senesinde Japonya&#8217;da ortaya çıkarılan bu tedavi, mantardan elde edilen doğal bir tedavidir. Cilde zarar vermediği gibi ciltteki renk problemlerinin tedavisinde çok etkilidir. Bu tedavi üst deri tabakalarına nüfuz ederek pigment oluşumuna mani olur.<br />
- Alpha-hydroxy asitleri: yaşlı cilt hücrelerinin daha hızlı dökülmesine yardımcı olarak homojen renklenmeye yardımcı olurlar. Genellikle daha koyu olan yaşlı cilt hücrelerinin dökülmesi çil veya yaş lekelerinin daha az görünür olmasını sağlar.</p>
<p>Yukarıdaki tedavilerden birinin uygulanmasına karar verildiğinde güneşten özellikle korunmak ve kaçınmak zorunludur. Gerekli durumlarda, günde bir kaç kez güneş koruma faktörlü kremler kullanmak gerekir. Cilt rengini açıcı ürünler kullanıldığında ve peeling yapıldığında cildin üst ve koyu renkli katmanı hedef alınır.<br />
Daha alttaki cilt tabakalarında daha az melanin bulunur. Cildinizi<br />
korumadığınız taktirde, cilt kendi kendini korumak için daha fazla melanin üretecektir. Bu da koyulaşarak ciltteki renk farklılığının daha belirgin duruma gelmesine neden olur ve problem artarak devam eder.</p>
<p>Çil ve yaş lekeleri sürekli bakım ve tedavi gerektirir. Tedaviye son<br />
verilirse lekeler veya çiller tekrar ortaya çıkar. Ancak cilt &#8220;rejimi&#8221;ni sürdürmenin kolay yolu (cildinizi hem UVB hem de UVA<br />
ışınlarından koruyacak) UV koruması bulunan, renk açıcı içeren, yumuşak ama etkili bir nemlendirici kullanmaktır.</p>
<p>Unutulmaması gereken bir nokta!:<br />
Bazı çil ve cilt lekeleri dahili düzensizliklere bağlıdır. Örneğin karaciğer bozuklukları, hormonal veya ####bolizmanın<br />
çalışmasına bağlı bazı düzensizlikler, tiroid bezinin fazla çalışması gibi. Eğer bu tür bir rahatsızlıktan şüpheleniyorsanız tedaviye içten başlamanız gerekir. Her zaman olduğu gibi bu yazıdaki bilgilerin<br />
medikal tavsiye olarak algılanmaması ve gerekli durumlarda hekime danışılması en doğrusudur.</p>
<p>Kullanabileceğiniz doğal yöntemlerden bazıları şöyledir:</p>
<p>- Cildinizi ekşi süt ile yıkayın. Laktik asit cildinizi tahriş etmeden doğal bir peeling sağlayacaktır.</p>
<p>- Limon suyu kanıtlanmış bir çil savaşçısıdır. Limonu cildinize doğrudan sürmeyin: limon suyunu parmak uçlarınızla cildinize yedirmeniz yeterli olacaktır.</p>
<p>- Sebze ve meyve maskeleri uygulayın. (kayısı, çilek, salatalık gibi)</p>
<p>- Taze krema maskesi uygulayın. Bu maskeyi uyguladıktan sonra tamamen temizlemeyin: ince, yumuşak bir kağıt mendil ile hafifçe sildikten sonra cildinize nemlendirici sürün.</p>
<p>- Maydanoz suyunu eşit miktarda limon ve portakal suyuyla karıştırarak nemlendirici kreminizden önce uygulayın. Çillerinizin kaybolmasına yardımcı olacaktır.</p>
<p>- C vitamini açısından zengin besinler tüketin. Böylece güneşe   karşı cildinizi güçlendirmiş olursunuz</p>
<a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://blog.muhabbetim.com/250809/ciller-nasil-yok-edilir.html" onclick="return fbs_click()" target="_blank"><img src="http://blog.muhabbetim.com/grafikler/facebook_da_paylas.gif" alt="" /></a>&nbsp;&nbsp;]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muhabbetim.com/250809/ciller-nasil-yok-edilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlar Erkekleri Neden Severmiş??</title>
		<link>http://blog.muhabbetim.com/240809/kadinlar-erkekleri-neden-severmis.html</link>
		<comments>http://blog.muhabbetim.com/240809/kadinlar-erkekleri-neden-severmis.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 11:11:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SeGe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlar Erkekleri Neden Severmiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muhabbetim.com/?p=5792</guid>
		<description><![CDATA[						
			<script>function fbs_click() {u=location.href;t=document.title;window.open('http://www.facebook.com/sharer.php?u='+encodeURIComponent(u)+'&t='+encodeURIComponent(t),'sharer','toolbar=0,status=0,width=626,height=436');return false;}</script>
			1. Çünkü güçlü kollarında kendimizi güvende hissediyoruz.
2. Çünkü bizden farklılar.
3. Çünkü hepimiz birer mazosistiz bize acı çektiren seyler hosumuza gidiyor.
4. Çünkü banyodan ıslak ve bellerine sarılı bir havluyla çıktıklarında çok seksiler.
5. Çünkü bokser&#8217;ları onlara çok yakışıyor.
6. Çünkü yapılı vücutlarına, adelelerine asla karşı koyamıyoruz.
7. Çünkü akşam yemeği için yaptıkları sadece omlet olsada bu büyük bir ustalıkmıs [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[						
			<script>function fbs_click() {u=location.href;t=document.title;window.open('http://www.facebook.com/sharer.php?u='+encodeURIComponent(u)+'&t='+encodeURIComponent(t),'sharer','toolbar=0,status=0,width=626,height=436');return false;}</script>
			<p><strong><span style="font-family: Century Gothic;"><span style="font-size: x-small;"><span style="color: #006400;">1. Çünkü güçlü kollarında kendimizi güvende hissediyoruz.</p>
<p>2. Çünkü bizden farklılar.</p>
<p>3. Çünkü hepimiz birer mazosistiz bize acı çektiren seyler hosumuza gidiyor.</p>
<p>4. Çünkü banyodan ıslak ve bellerine sarılı bir havluyla çıktıklarında çok seksiler.</p>
<p>5. Çünkü bokser&#8217;ları onlara çok yakışıyor.</p>
<p>6. Çünkü yapılı vücutlarına, adelelerine asla karşı koyamıyoruz.</p>
<p>7. Çünkü akşam yemeği için yaptıkları sadece omlet olsada bu büyük bir ustalıkmıs gibi gurur duyuyorlar.</p>
<p>8. Çünkü öpüşürken gözlerimizi açıp baktığımızda o &#8220;aşk sarhoşu bakışını&#8221; paylaştığmızı görüyoruz.</p>
<p>9. Çünkü annesiyle konuşurken birden nasıl olup da anne kuzusuna dönüştüğüne inanamıyoruz.</p>
<p>10. Çünkü arabamız, televizyonumuz veya müzik setimiz bozulduğunda &#8220;ben hallederim&#8221; edasıyla tamir etmeye çalışıyorlar.</p>
<p>11. Çünkü saçımızla oynadıklarında nasıl bu ! kadar yumuşak olduğuna inanamadıklarını söylüyorlar.</p>
<p>12. Çünkü bize, ilk defa bizi önemsediklerini açıklerken utanıp sıkılıyorlar.</p>
<p>13. Çünkü seks yapmadan hemen önce bizi incitmemesi için saatlerini çıkartıyorlar.</p>
<p>14. Çünkü bir şeye konsantre olduklarında alınlarında minik bir çukur oluşuyor.</p>
<p>15. Çünkü yaramazlık yapmış küçük bir çoçuk gibi gözümüzün içine endişeyle bakıp biz gülene kadar öyle kalıyorlar.</p>
<p>16. Çünkü alışverişten nefret etseler bile bizimle gelip çantalarımızı taşıyorlar.</p>
<p>17. Çünkü göğüslerimize büyülenmiş ve hipnotize olmuş gibi bakıyorlar.</p>
<p>18. Çünkü tişörtlerini veya kazaklarını bizden farklı olarak, boğaz kısmından tutarak çıkarıyorlar ve bu onları daha seksi yapıyor.</p>
<p>19. Çünkü restoranda yemeğimizi beğenmezsek bizimle tabaklarını değiştiriyorlar.</p>
<p>20. Çünkü maç yaparken sürekli düşüp sakatlandıkları halde, basit bir düşmeden ödleri kopuyor.</p>
<p>21. Çünkü e-mail&#8217;imize eğlenceli ve erotik mesajlar yolluyorlar.</p>
<p>22. Çünkü dans ederken o güçlü kolları birer yastı?ğa dönüyor.</p>
<p>23. Çünkü sinemada elele, kolkola hatta yanak yanağa film seyretmek çok zevkli.</p>
<p>24. Çünkü boynumuzun arkasından öpülmek muhteşem bir duygu.</p>
<p>25. Çünkü bizi dizlerine oturttukları zaman &#8220;ağır mıyım?&#8221; diye sordu?umuzda &#8220;HAYIRRRR&#8221; diyorlar =)</p>
<p>26. Çünkü yeni traş olmuş, yumuşak ve mis kokan yüzlerine dokunmak müthiş bir duygu.</p>
<p>27. Çünkü kalabalık bir ortamda, bizi korumak veya yol göstermek için, ellerini nazikçe sırtımıza koyuyorlar.</p>
<p>28. Çünkü onların büyük, sıcak ellerinin içinde bizim elimiz küçücük ve narin kalıyor.</p>
<p>29. Çünkü traş köpüğü içindeki yüzleri çok tatlı.</p>
<p>30. Çünkü egzersiz yaparken çok seksi oluyorlar.</p>
<p>31. Çünkü arkamızdan gelip bize sıkıca sarılıyor ve öpüyorlar.</p>
<p>32. Çünkü kirli sakal onlara çok yakışıyor.</p>
<p>33. Çünkü hava buz gibi olduğunda üşüdüğümüzü söylediğimiz zaman, üstlerindeki montu vermekten çekinmiyorlar.</p>
<p>34. Çünkü gitmek istediğimizde yaramaz çocuklar gibi bacaklarımıza yapışıp, gitmemize izin vermiyorlar.</p>
<p>35. Çünkü ! suçlu olduklarını yüzlerine vurduğumuzda bunu kabul edip pis bir gülümseme takınıyorlar.</p>
<p>36. Çünkü en önemli olay için bile hazırlanmaları sadece 3 dakika sürüyor.</p>
<p>37. Çünkü söylediğimiz bir sözü anlayamadıklarında en tatlı ses tonlarıyla &#8220;Efendim canım?&#8221; diyorlar.</p>
<p>38. Çünkü erkek arkadaşlarıyla çene yarıştırdıkları halde, bizi yemeğe çağırırken dilleri tutuluyor!!!</p>
<p>39. Çünkü bizi eve bıraktıklarında gözlerinde o &#8220;Seni gecenin ilerleyen saatlerinde arayacağım&#8221; diyen seksi ve muzip bakış var.</p>
<p>40. Çünkü gün içinde ne kadar sert olsalarda uyurken bir bebeğe dönüyorlar.</p>
<p>41. Çünkü kız arkadaşlarımızla olan sorunlarımızı çözmeye çalığıyor ama işin içinden çıkamıyorlar.</p>
<p>42. Çünkü özel günlerde, hatta canları istediği her zaman bize çiçek gönderiyorlar.</p>
<p>43. Çünkü yaptığımız yemek kötü bile olsa, dünyanın en güzel yemeğiymiş gibi davranıp iştahla yiyorlar.</p>
<p>44. Çünkü sabah uyandıklarında kısık sesli, saçları dağılmış ve gözleri şiş oluyor.</p>
<p>45. Çünkü hiç sebepsiz yere elimizi sımsıkı tutup öpüyorlar.</p>
<p>46. Çünkü onlarda bizi seviyor!!!!!!!&#8230;<img title="1 (1)" src="http://blog.muhabbetim.com/wp-admin/images/smilies/1%20(1).gif" border="0" alt="" /></span></span></span></strong></p>
<p><!-- / message --><!-- / Post extension --><!-- sig --></p>
<a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://blog.muhabbetim.com/240809/kadinlar-erkekleri-neden-severmis.html" onclick="return fbs_click()" target="_blank"><img src="http://blog.muhabbetim.com/grafikler/facebook_da_paylas.gif" alt="" /></a>&nbsp;&nbsp;]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muhabbetim.com/240809/kadinlar-erkekleri-neden-severmis.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güzel Bir Boyun Bakım İster!</title>
		<link>http://blog.muhabbetim.com/220809/guzel-bir-boyun-bakim-ister.html</link>
		<comments>http://blog.muhabbetim.com/220809/guzel-bir-boyun-bakim-ister.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2009 11:32:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SeGe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Bir Boyun Bakım İster]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.muhabbetim.com/?p=5724</guid>
		<description><![CDATA[Boyun, bir kadının yaşını belli eden bölümlerin başında gelir. Son derece hassas bir yapıya sahiptir ve büyük özen ister. 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[						
			<script>function fbs_click() {u=location.href;t=document.title;window.open('http://www.facebook.com/sharer.php?u='+encodeURIComponent(u)+'&t='+encodeURIComponent(t),'sharer','toolbar=0,status=0,width=626,height=436');return false;}</script>
			<p><img class="aligncenter size-full wp-image-5723" title="EE8D7386A4843E3F2DD518ADEEC2B9" src="http://blog.muhabbetim.com/wp-content/uploads/EE8D7386A4843E3F2DD518ADEEC2B91.jpg" alt="EE8D7386A4843E3F2DD518ADEEC2B9" width="200" height="200" /></p>
<p> </p>
<p>Yaz aylarının gelmesiyle, boğazlı kazakların altında pek önemsenmeyen boynumuz gün ışığına kavuştu. Boyun derimiz de tıpkı göz çevremiz gibi son derece hassas olup, yağ açısından fakirdir. Boyun bölgemizdeki kasların canlılığını korumaya ve boyun derimizin asla kuru kalmamasına dikkat etmeliyiz. Yoksa boynumuzda yatay çizgiler oluşur. Boyun bakımı için hazırlanmış kremler, dokuları besledikleri gibi kırışık oluşuma da engel olurlar.<br />
Boynunuzu gece yatmadan önce tıpkı yüzünüz gibi temizlemeli ve kremlemelisiniz. Haftada 1 defa boynunuza uygulayacağınız peeling işleminin ardından maske yaparak boynunuzu gururla taşıyabilirsiniz.<br />
Boynunuzun en büyük düşmanları arasında içinde bergamut olan losyon ve kolonyalar gelir. Çünkü bergamut alkolle karıştığı zaman boynunuzda lekeler meydana getirir.Boynu uzun süre güneşte tutmak da son derece zararlıdır. Günlük hayata dışarı çıkarken sürdüğümüz güneş koruyucu ürünü, boynunuza da uygulamalısınız.<br />
Boyun ve ense, bedenin stratejik noktalarıdır. Sinirler, damarlar ve omurganın bir bölümü bu bölgeden geçer. Bu bölgenin kaslarının sürekli kasılmış halde olması, kan dolaşımını engeller. Oysa beyin, bol oksijenli kana ihtiyaç duyar. Aşağıda verilen hareketleri yaparak hem boynunuza sağlık verirsiniz, hem de baş ağrısı, migren gibi şikayetleri azaltmış olursunuz.<br />
Bu harekette baş, bir ileri, bir geri gider. Baş öne geldiğinde boyun kaslarının, baş geriye gittiğinde ense kaslarının sıkışmakta olduğu hissedilmelidir. Baş öne geldiğinde çene göğse değmelidir. 8-10 kez tekrarlayın.<br />
Baş, saat yelkovanı gibi önce sağdan sola, sonra soldan sağa doğru yuvarlanır. Önce baş kendi ağırlığıyla öne gider, sonra sağa yönelir ve arkaya gider, sonra sola yönelir ve tekrar öne gelir.<br />
Bu harekette baş, sağ omuza doğru sanki omuzu dinleyecekmiş gibi giderken çeneyi az da olsa yukarı yöneltmeli ki, boynun sol tarafında kaslar çalışsın. Bu hareketler ne kadar ağır yapılırsa, yayarı o kadar fazla olur.<br />
Gerdan oluşumuna karşı, parmaklarınızı çenenizin alt kısmına koyun ve aynı zamanda konuşun. Konuşurken elinizle hissettiğiniz adaleleri gerin. Bu şekilde başınızı arkaya doğru itin ve 6 saniye süreyle ensenizde tutun, sonra bırakın</p>
<a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://blog.muhabbetim.com/220809/guzel-bir-boyun-bakim-ister.html" onclick="return fbs_click()" target="_blank"><img src="http://blog.muhabbetim.com/grafikler/facebook_da_paylas.gif" alt="" /></a>&nbsp;&nbsp;]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.muhabbetim.com/220809/guzel-bir-boyun-bakim-ister.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
